Bu Dersi Nerede Kullanacağız?

nerede kullanacağız

Dersteyiz… Herkes hocanın tahtaya yazdıklarını uykulu gözlerle takip ediyor. Bir arkadaş çıkıp diyor ki;

Hocam biz bunu nerede kullanacağız ki ?

Güzel soru. Ama öğrencilerin çoğu bu konuda yanlış fikirlere sahip. Çünkü okulda / üniversitede gördükleri derslerin iş hayatında, pratikte hiçbir işe yaramayacağı peşin hükmüne sahipler. Buna sebep olan hususlardan biri de, dersleri veren hocaların bu soruya genelde öğrencinin merakını giderecek bir cevap vermemeleridir.

Derste gördüğümüz bir konunun gerçekte nerede kullanıldığı, liseden itibaren benim de üzerinde düşündüğüm bir mevzudur. Lise zamanlarında dershaneye giderken fizik dersinde “fotoelektrik olayı” görmüştük. Bu konuyu işlerken, hocaya, bunu gerçekte nerede kullandığımızı sormuştum. Hoca da bu soruyu sorduğuma memnun olup, marketlerdeki otomatik açılıp kapanan kapıları örnek olarak vermişti. Hocanın verdiği cevaba ben de memnun olmuştum. Çünkü çalıştığım konunun gerçekte uygulamaya geçirilebilir bir şey olduğunu ve bu konuya sadece bir sınavı geçmek için çalışıyor olmadığımı öğrenmiş oldum. Sonraki zamanlarda dersleri farklı bir bakış açısıyla dinlemeye başladım. Kimi zaman bunu yapamadıysam da bunu yaptığım zamanlarda dersleri daha iyi dinleyip, anladığımı fark ettim. Çünkü bir şeyleri ezberlemek, onu öğrenmek demek olmaz. Bunu idrak etmek ve bu konuda bir meleke hasıl ederek, onu değişen şartlarda uygulayabilmek lazımdır. Yani bir formülü sadece ezberleyip sayıları yerine koyup kullanmak ile formülü anlayıp onunla konuşabilmek, formülün ne anlattığını kavrayabilmek arasında fark var. Böyle yapan biri, “yaa hocam bu formüllerin hepsini ezberlemek mi zorundayız” demeye gerek duymaz. Çünkü zaten istediği zaman (genellikle) o formülü çıkarabilir. Bir matematiksel formülü bulabilmek için başka metotlar da var. Mesela birimlere dikkat etmek çok önemlidir. İlkokulda matematik dersindeyken, sınıf öğretmenimiz, biz bir problem çözüp cevap olarak sadece sayı yazarsak, “oğlum sonuç 2 de, ne bu, elma mı armut mu ?” derdi. Bu sözün ehemmiyetini sonradan anlamış olduk. Matematiksel işlemlerde birimlere dikkat etmek hem hata ihtimalini azaltır hem de formülünü bilmediğimiz bir şeyin formülünü bulmaya da yarar. Bulunan cevapların doğruluğunu kontrol etmekte de kullanılan bu metoda, fizik, kimya ve mühendislikte “boyut analizi” deniliyor.

Bu kısa ve faydalı olacağını düşündüğüm formüllerle ilgili bilgiyi verdikten sonra konumuza dönelim. Buraya, bir konuyu idrak etmekten gelmiştik. Derste anlatılan konunun idrak edilebilmesi için de gerçekte nerede kullanıldığını bilmenin faydasını anlatmak istemiştik. Bu konuda bir misal olarak da şu verilebilir; Üniversitede diferansiyel denklemler dersindeyken de “bu dersi nerede kullanacağız” diyorduk. Sonraki dönemlerde anladık ki, belli cihazların ve sistemlerin davranışlarını anlamayı ve bu sistemleri kontrol etmeyi öğreten “sistem dinamiği” dersinde, diferansiyel denklemler kullanılıyor. Yani diferansiyel konusu, pratikte uygulamalar yapmaya yarayan bir dersin temellerinden biri. Diferansiyel denklemleri yapabilmek için de, türev ve integral temelini almış olmak gerekiyor. Bu türev ve integrali ise, lisede görmüştük. O zamanlarda da, “türevini integralini alınca ne olacak sanki” derdik. Sonradan anlıyoruz ki öğrendiğimiz konular hep zincirleme gidiyor ve en sonunda bir yere ulaşılıyor. Fakat bunlara zamanında, bu bakış açısıyla bakmak, o dönemdeki öğrenciler için çok zor. Çünkü o dersi nerede kullanacağını bilmiyor.

Üniversitedeki derslerde de, servis derslerinin (fizik, matematik vs.) hocaları kendi alanında çok bilgili olmalarına rağmen, bu derslerin mühendislikte kullanılan uygulamalarına aşina olmadıkları için, öğrencileri bu konuda bilgilendiremiyorlar. Öğrencilerin de haliyle bu öğrendiklerini pratiğe geçirmeleri biraz zor oluyor. Burada iş, öğrencilere kalmaktadır.

Ayrıca, “Mezun olduktan sonra bu derslerin hiçbirini kullanmayacağız.” düşüncesi çok yanlış. Mühendislik bölümlerinden mezun olan biri eğer derslerde öğrendiklerini hiç kullanmıyorsa, mühendislik yapmıyordur. Çoğu firmanın teknoloji üretememesinin sebebi, mühendislerinin, ileride kullanmamak üzere öğrendiği dersleri, haliyle herhangi bir uygulama üzerinde kullanamayıp, teknoloji geliştirememeleridir. Böyle olduğunu üniversitedeki bir hocamdan duymuştum. Demişti ki, “Sonra “biz neden kâr edemiyoruz” diyorlar. Bilgiyi kullanmadıkları için kâr edemiyorlar.”

Netice olarak, biz öğrencilerin üzerine düşen vazife, mümkünse derse gelmeden önce, aldığımız dersin pratikte nasıl uygulandığını da öğrenerek derse gelip, dersi bu bakış açısıyla takip etmek ve kavramaya çalışmaktır. Böyle yaptığımızda, dersleri daha heyecanlı dinleyerek, daha iyi anlamaya başlarız. İlerideki iş hayatımızda ise bunun faydasının çok olacağı umulur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir